BEN BU DÜNYA DA NEDEN VARIM ?

Bu soruyu kendime sorduğumda bir çok cevabı var tabi ki Windows 3’ün çıktığı yıl Dünya’ya gelmem de bir işaret belki de o yıllarda ne heyecanlıydı kim bilir yeni grafik ara yüzlü işletim sistemleri, yeni teknolojiler vs. ve ülkem de ekmek kuyrukları, hastane kuyrukları ne yazık ki yoksul bir İstanbul, susuz bir şehrin tam ortasında Zeytinburnu’nda gözlerimi açmışım bu maceraya….

2000’li yılların siyasi krizleri içinde yoğrulup giden ülkemizde öğretmenimizin kağıt bulamadığı yıllarda okul sıralarını doldurduk, devletin herkese her sabah süt dağıttığı güzel yıllardı aslında beslenmeyi son bölüştüğümüz yıllardı belki de sonraları beslenme alışkanlığı da kalmadı sanırım tam emin değilim neyse velhasıl öyle böyle derken İstanbul’un en meşhur noktalarından Topkapı da bulunan Zeytinburnu Teknik Lisesine başlamış olduk kendim için dönüm noktasıydı, ilk Bilgisayarını 7.sınıfa geldiğinde ders çalışacağım bahanesiyle ailesine aldırmış bir öğrenci olarak Vatan Bilgisayar genel merkezinin ve ilk mağazasının yakınında bulunan lisede olmam öğlen paydoslarımı o teknoloji müzesinde geçirmeme sebepti o dönemle Vatan Bilgisayar’ın ya iki ya bir mağazası vardı sanırım, lise yılları elektronik ve dijital Dünya ile daha içli dışlı olmama vesile oldu, lise stajımla birlikte yavaştan iş dünyası ile de tanışmaya başladım tabi babamdan kaçamak yazları çıraklık yaptığım yılları saymıyorum, bu arada kuş gribi çıktığında Mecidiyeköy meydanında size o 1 TL’ye maskeleri satan girişimci çocuk bendim, kapılarınıza evlerde format atılır etiketleri yapıştıran, firmanıza gelip web siteni yapalım abi diye ısrar eden, kapınıza gelip Trt anketleri yapan, akşamları Trt dizilerinde yardımcı oyunculuk yapan o yaramaz çocuk hep bendim o yıllardan belliydi rahat durmayacağım zaten.

Öyle böyle derken liseyi de bitirmiş olmuş oldum bir yol ayrımı vardı okuyacaktım yada çalışacaktım ailenin de baskısı ile 2 defa okula devam etmeyi denedi isem de altıncı ayda bıraktım üniversiteyi, sonra lise stajı yaptığım fabrikada müdürümün de desteğiyle üretim müdür yardımcı olmuştum evet çırak Mehmet için büyük bir başarıydı ve beyaz yakalı olmaya o dönem aralanmıştı kapı ama bunu haftada üç gün olan lise stajına diğer stajyerden farklı olarak cumartesileri bile çalışmam, özverili olmaya gayret etmeme, usta – çırak ilişkisini bozmamaya borçluyum ve tabi ki bana şans veren değerli müdürüme.

Bir süre sonra kendi işimi yapmak üzere ayrıldım o fabrikadan müsaade isteyerek, o dönem Gittigidiyor çok popülerdi ve Silivri’yi bilirsiniz yazlık bir bölgedir orada bir villa kiraladım fabrikadan tanıştığım bir arkadaşımla ortak olduk ve bilgisayar toplayıp satmaya başladık vs. teknolojik ürünler satıyoruz bir yandan da başka bir fabrika da bir teklif üzerine teknik satın alma sorumlusu olarak geçtim ve çalışıyorum akşamları gelen siparişleri paketliyoruz vs. bir gün eve geldiğimde evin boş olduğunu gördüm tabi ki ortağım dolandırmıştı Yunanistanlı ortağım ürünleri satıp ülkesine kaçmıştı bana da 20 yaşımda 90 bin TL borç kalmıştı önce bir kendime geldim, nasıl ödeyeceğimi vs. kafam da planladım sonra gündüz fabrikadan sonra taksiye çıkmaya başladım yine dışardan firmaların web site işlerini vs. yaparak da ek gelir elde ediyordum tabi bu olanlardan ailemin hiç haberi yok, söyleyemezdim babam zaten ortak iş yapma demişti ve unutmayın “ulu sözü dinlemeyen uluya, uluya dağ başında kalır” derler bizim oralarda bu doğru, etrafınızda size öğüt veren büyükleri dinleyin benim gibi yaşayarak tasdik etmeyin, en büyük aptallıktır.

Öyle böyle derken borçları biraz toparladım arkasından hemen Büyükçekmece de bir bilgisayar tamircisi kurdum ancak bir yıl sonra o işlerin bana göre olmadığını anladım ve devir etme kararı aldım, kısa sürede devir ederek o işlerden kurtuldum.

Sonrasında ise e-ticaret iyice hareketlenmiş ve insanların firmaların merakı artmış ülkemizde Markafoni, 1v1y vs. gibi özel alışveriş siteleri kurulmaya başlamıştı Osmanbey, Laleli ve Merter esnafı buralarda satış yapmaya merak sarmış bende bir tekstil esnafı çocuğu olarak sektörü bildiğimden bu meraklı amcalara danışmanlık hizmeti vermeye başlamıştım, üreticileri bu Pazar yerleri ile buluşturuyor butiklerini açıp ürünlerini sattırıyor bende belli bir para alıyordum bir gün bir pazaryerinde ki kategori yöneticisi şöyle bir cümle kullandı “sen tekstil işini biliyorsun millete bu kadar para kazandırırken kendin neden girmiyorsun” dedi ve aklıma karpuz kabuğunu soktu tabi ki deri eteklerin çok satacağını suni deri etek üretirsek çok para kazanacağımızı söyledi bende iki günün sonunda kalıpçıda aldım soluğu ve internetten bulduğum deri eteklerin kalıplarını yaptırdım babama gittim 5-6 model ürettik sonra o pazaryerinde fotoğraflar çekildi satışa girdi inanamazsınız kıyamet gibi satılıyor tabi ben durur muyum hemen borç harç buldum yeni modeller elbiseler, bluzlar vs. girdim işlere iyice o zaman ne bu kadar instagram butiği var ne model tabi yalnız bu işlere girdiğimde inanın cebimde sadece 300 TL vardı girişimcilik gerçekten parayla olmuyor kumaşçıya yalvardığımı hatırlarım bana kumaş vermesi için neyse tabi sabah beşlere kadar evin salonunda paket yapıyorum, nokta vuruşlu yazıcıda cırt cırt fatura kesiyorum nasıl hoşuma gidiyor o ses bilemezsiniz e-fatura falan yok o zamanlar 😊 baktım böyle olmayacak ailemin de desteğiyle Bayrampaşa da üç katlı bir yer tuttuk alt kat üretim üst katlar ofis, fotoğraf stüdyosu, paketleme alanları, toplantı odası vs. nasıl heyecanlı işler anlatamam size bunu o yıl bir pazaryerinde çok yüksek bir ciro ile kadın giyim satış birincisi oldum tabi sadece 200 elbise modelim olmuştu artık ve internette bilinen bir marka olmuş, bir çok satış noktası ve bayiye ulaşmış 5 ülkeye ihracat yapar bir konuma gelmiştim. Bu arada e-ticaret danışmanlık projelerini de hiç bırakmadım hep büyüyerek ve gelişerek devam etti, dijital pazarlama, seo, web tasarım, erp, mrp, kurumsal kimlik projelerini de katarak hep var oldu işler.

Sonra hayatımın zor dönemleri başladı bir tanıdığımın tavsiyesi üzerine evlenmeye karar verdim ancak başarılı olamadım o dönemlerde altı ay sonrada boşandık tabi ki, ancak beni işten koparan kafamı gereksiz gündelik olaylarla meşgul eden süreçlerdi ve iş hayatında ki motivasyonumu yedi, enerjimi tüketti diye bilirim bu kadar yoğun çalışma temposu ve strese dayanamayarak hastalandım şekerim, tansiyonum fırladı ve 20 gün hastanede yattım arkasından aylarca hastanelerle uğraştım zaten tekstil işini de o süreçte devir ettim.

Bu süreçler anlattı ki bana para kazanılıyor ancak mutluluk  her zaman paraya bağlı bir şey değil, iş hırsı hayatınızda bazı şeyleri görmenizi engelliyor ve yanlış kararlar almanıza sebep oluyor hırslarınız ölçülü ve durdurulabilir olmalı ki özel hayatınızda da aynı özeni ve başarıyı gösterebilin tek derdiniz iş, başarı, para, çekler, senetler olmasın.

Hep yaramaz bir çocuk oldum deniz dibinden taş topladım jandarma tarihi eser sandı nezarete attı, iş yaptım dolandırıldım, çok şeyi denedim ya başıma iş açtım ya tecrübe kazandım İstanbul da genç ve girişimci olmanın nimetlerinden çok çok faydalandım ama önceliğim hep işim, aldığım sorumluluklar oldu en büyük aşkım hep işim oldu ona hep hassas davrandım ancak özel hayata da aynı hassasiyeti göstermemiz gerekiyor bunu da tecrübe etmiş biri olarak tekrar tekrar aktarmam gerekiyor diye düşünüyorum, tabi kendimi toparladıktan sonra dijital işlere daha ağırlık verdim bugün hala dijital üzerine danışmanlık, projeler yürütüyorum aynı zaman da kendi bir takım dijital girişimlerim ve projelerim bulunuyor yurt dışında ve yurt içinde ve itiraf etmeliyim ki hala o dünkü iş kolik Mehmet iş başında hala üretiyor ve insanlık için ne hizmetleri suna bilirim, başarıya ve hedeflerime nasıl bir adım daha yaklaşabilirim bunun için mücadele etmeye devam ediyorum ancak bir farkla !

Para için değil, başarmak için mücadele ediyorum, arkama dönüp baktığımda güzel işler biriktirmek güzel anıları hatırlamak, iyi bir yol arkadaşı olmak için çalışıyorum.

Youtube kanalımda videolarımda, Spotify ve Apple üzerinde Podcastlerim de, Diğer dijital mecralarda dijital içeriklerimde ve yeni çıkacak olan kitabımda görüşmek ve sohbete devam edebilmek, tecrübe ve birikimlerimi sizlerle paylaşabilmek dileğiyle.

İnsana ve hayata dair ne varsa yaşamayı asla ihmal etmeyin.

Okuyun ! yaşayın ! sokağa inin ! hayat sokakta.

 

Yıllardan Hatıralar